PAYLAŞ
Barselona

Şehre hayat veren muhteşem Gaudi eserleri, güler yüzlü insanları, sımsıcak Akdeniz iklimi… Barselona’yı nasıl anlatsam, hangi kelimeleri kullansam bilemiyorum ama burası kesinlikle şu ana kadar gezip gördüğüm en güzel yerlerden. İlk olarak 2007 yılında gezdiğim şehir sahip olduğu tüm güzellikler ile 2011’de Pınar’la yaptığımız Avrupa turu rotamızda da kendine yer buldu.

Akdenizin en güzel şehirlerinden olan Barselona’dan kısaca bahsetmek gerekirse burası İspanya Katalonya özerk bölgesinin başkenti. Yaklaşık 1.5 milyon insanın yaşadığı Barselona’da  ağırlıklı olarak Katalanca ve İspanyolca konuşuluyor. Şehir yapı olarak ise başkent Madrid ve diğer İspanyol şehirlerinden ayrılıyor. Şehirde milliyetçi Katalan nüfusu oldukça fazla. Bu yüzden şehir ara ara olduğu gibi şu günlerde de bağımsızlık haberleri ile yine gündemde. Barselona İspanya’dan bağımsızlığını kazanabilir mi bilinmez ama sahip olduğu atmosferin diğer İspanyol şehirlerinden farklı olduğu kesin.

Avrupa turumuz boyunca Amsterdam ve Paris’i geride bırakıp rötarlı uçuşumuzun ardından Barselona Havalanı’na iniyoruz. Saatler geç olduğu için havaalanındaki tüm duty free mağazaları maalesef kapalı bu yüzden daha fazla oyalanmadan havaalanından merkeze gitmenin en kolay yolu olan Aerobus otobüslerini bulup yola çıkıyoruz. Aerobuslar ile Barselona merkeze ulaşmak yaklaşık yarım saat sürüyor. Yolculuk ücreti ise kişi başı tek yön 5,75 Euro, gidiş geliş ise 9,95 Euro. Şehrin merkezi ve en önemli meydanlarından olan Catalunya Meydanı’nda indikten sonra otelimizin bulunduğu Diagonal Meydanı’na metro ile 5 dakikalık bir yolculuktan sonra ulaşıyoruz. Barselona’da konaklama diğer Avrupa ülkelerine oranla biraz daha ekonomik denebilir. Bizim otel tercihimiz ise Hotel Balmoral‘dan yana oldu. 4 yıldızlı olan Hotel Balmoral’da 2007’deki ilk Barselona gezim sırasında kalıp çok memnun kalmıştım bu yüzden 2.Barselona gezimiz için de çok fazla otel araştırması yapmadan Balmoral’da yerimizi ayırttık. Her ne kadar geçen yılların ardından otelin gecelik fiyatı artsa da otel merkezi konum itibari ile güzel bir tercih olabilir.

  • Barselona otel fiyatlarını incelemek ve rezervasyon yaptırmak için  tıklayın.
  • Barselona'da hangi bölgede, hangi otelde kalmalı? Okumak için  tıklayın.
  • Barselona gezilecek yerler haritası için  tıklayın.

Barselona’daki ilk günümüzde bizi sımsıcak ve güneşli bir Barselona sabahı karşıladı. Akdeniz ikliminin yaşandığı şehirde güneşli bir günde gezmek insana ayrı bir mutluluk veriyor. Oteldeki kahvaltımızdan sonra ilk durağımız  Diagonal Meydanı’na en yakın konumda bulunan ve şehrin önemli turistik noktalarından Casa Mila ya da bilinen diğer adı ile La Pedrara. Unesco Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve “Taş Ev” anlamına gelen Casa Mila Passeig de Gràcia Bulvarı üzerinde bulunuyor ve sahip olduğu sıra dışı tasarım ile insanı ilk görüşte etkilemeyi başarıyor.  Casa Mila, Barselona’nın ünlü mimarı Antoni Gaudi tarafından 1905-1910 yılları arasında yapılmış fakat resmi olarak inşaat 1912 yılında tamamlanmış.

Casa Mila’da bir süre dolaştıktan sonra etrafta bulunan 2 katlı Barselona Bus Turistic yazılı turist otobüsleri hemen dikkatimizi çekiyor. Barselona’ya gelmeden önce yaptığım araştırmalarda şehri gezmenin en kolay yolu olarak bu otobüslerden bahsediliyordu. Hemen bilgi almak için bekleyen otobüsün yanına gidiyoruz ve biraz bilgi aldıktan sonra 2 günlük otobüs biletimizi alıyoruz. Hop On & Hop Off yani istenilen durakta inilip binilebilen bu otobüslerde 2 günlük (birbirini takip eden 2 gün) bilet kişi başı 31 Euro. Bilet alan herkese ücretsiz bir de Barselona haritası veriliyor. Haritalarda esas olarak otobüslerin rotaları gösterilse de bu haritalar Barselona’da bulunduğunuz süre boyunca turistik yerleri kolayca bulabilmeniz için çok işinize yarıyor. Otobüslerde sesli anlatım da bulunuyor. Otobüslerde dağıtılan kulaklıkları kullanarak  gezdiğiniz yerler hakkında bilgiler de alabilirsiniz, sesli anlatımda maalesef dil seçeneği olarak Türkçe bulunmuyor bu yüzden İngilizce ile yetinmek zorunda kalıyorsunuz.

Barselona gezimizde ikinci durağımız şehrin en önemli yapısı olan Sagrada Familia Bazilikası. Kısa bir yolculuktan sonra bazilikanın olduğu yere geliyoruz ve Sagrada Familia muhteşem mimarisi ile bizi karşılıyor. Turist yoğunluğunun yaşandığı yaz aylarında olmasak da kilise önündeki kuyruk bizi biraz şaşırtıyor. Yüzlerce metre uzunluktaki kuyrukta herkes bir an önce Sagrada Familia’nun içine girmek için sabırsızlanıyor. 1882 yılında Antoni Gaudi tarafından yapımına başlanan Sagrada Familia, Gaudi’nin ölümü sonrası yarım kalmış. Gaudi’nin karmaşık mimari anlayışının çözümü biraz zaman alsa da daha sonra  inşaat tekrar devam etmiş. Unesco Dünya Miras Listesi’nde bulunan kilisenin yapımına halen halk yardımı ile devam ediliyor ve bu yüzden inşaat yıllardır devam ediyor. Kilise bu yönüyle halk arasında “Bitmeyen Kilise” olarak da biliniyor. Sagrada Familia’yı dilerseniz kendi başınıza dilerseniz de rehber eşliğinde gezebilirsiniz. Rehbersiz gezilerde giriş kişi başı 12,5 Euro, rehberli gezilerde ise giriş 16,5 Euro, seçim sizin.

Sagrada Familia’nın hemen arkasında bulunan ufak, göletli parkta biraz soluklandıktan sonra tekrar üstü açık turist otobüsmüze atlayarak yola çıkıyoruz. Önceden bir çok kez turistik otobüslere binmiş olsam da Barselona Bus Turistic kadar organize çalışan firma görmedim. Otobüslerin biri gidiyor biri geliyor. Böyle olunca hiç zaman kaybetmeden şehirde rahatça gezebiliyorsunuz. Barselona’daki yeni durağımız bir diğer Gaudi eseri olan Park Guell. Otobüsler maalesef parkın önüne kadar gitmiyor. Durakta indikten sonra 15 dakika kadar yürümeniz gerekiyor. Kısa bir yolculuğun ardından Park Guell’e ulaşıyoruz. Park girişi bizi muhteşem görüntüsü ile karşılıyor. Alışılagelmiş parkların dışında buradaki yapılar aynı Şirinlerin evlerini, pasta evleri falan andırıyor :) Guell ailesinin soyluluk göstergesi olarak 1900 ile 1914 yılları arasında Mimar Antoni Gaudi ‘ye yaptırdığı çok güzel bir park olan Park Guell bana göre şehirde ziyaret etmeniz en önemli 3 yerden biri. 1923 yılında halka açılan ve girişin ücretsiz olduğu park Unesco Dünya Miras Listesi’nde de yer alıyor. Özellikle yoğun şehir yaşantısından bunalanlar sıra dışı bir park olan Park Guell’de eğlenceli vakit geçirip şehri kuş bakışı seyredebilirler. Park içinde kafe restoran vb. yerler bulunmuyor bu yüzden yanınıza atıştırmalık bir şeyler alırsanız parkta piknik kıvamında eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Parkta bulunan en önemli yapı ise tüm Barselona’ya hayat veren Mimar Antoni Gaudi’nin evi. Dilerseniz kişi başı 5,5 Euro ödeyerek Gaudi’nin evini gezebilirsiniz. Bana göre tam bir turist kazığı olan evde açıkçası çok bir olay bulunmuyor. Fakat Gaudi’nin Sagrada Familia Kilisesi’nin çalışmalarını yaptığı masasını, kendi tasarım anlayışını taşıyan yatağını, mobilyalarını, kişisel eşyalarını yerinde incelemek isterseniz evi ziyaret edebilirsiniz.

Park Guell’de biraz dinlendikten sonra turist otobüsümüze binmek üzere tekrar yürümeye başlıyoruz. Bu arada şehirden Gaudi tarzında kırık mozaiklerden yapılmış, rengarenk hediyelik eşyalar almak isterseniz parka yakın ufak dükkanlar alışveriş için doğru adresler. Buralarda şehir merkezine oranla çok daha fazla çeşitte hediyelik eşya satılıyor. Otobüsle önce şehrin önemli noktalarından olan Tibidabo ve Pavellons Guell’i duraklarını geçiyoruz. 514 metre yükseklikte Tibidabo Dağı Barselona manzarasını izleyebileceğiniz en güzel noktalardan. Tepe üzerinde Temple Expiatori del Sagrat Cor Bazilikası, Barselona’nın hemen hemen her noktasından gözüken Tv vericisi olan Torre de Collserola Kulesi ve bir de lunapark bulunuyor. Bir sonraki durak olan Pavellons Guell ise Mimar Antoni Gaudi tarafından 1884 ve 1887 yılları arasında yaptığı yapılardan oluşan bir yer.

Barselona’da yolumuza devam ediyoruz, sıradaki durağımız son yıllarda dünyanın en başarılı futbol takımlarından olan F.C Barcelona‘nın stadyumu Nou Camp. Eğer biraz olsun futbol tutkunuz varsa burada inerek Nou Camp Stadyumu ve F.C Barselona Müzesi’ni gezebilirsiniz. Stadyum turu öncesinde bir şeyler yemek üzere stadyum girişindeki fast food restoranına giriyoruz. Fiyatlar turist yoğunluğu karşısında daha fazla dayanamamış ve tavan yapmış. 2 sandviç + patates kızartması + 2 içeceğe 22 Euro verip giriş biletimizi almak üzere gişelere yöneliyoruz. F.C Barselona tam anlamıyla para basan bir kulüp, eğer Nou Camp Stadyumu’nu gezmek isterseniz kişi başı ödeyeceğiniz rakam bizde maç bileti fiyatı olan 19 Euro ! Stadyuma girdiğinizde dilerseniz Audio Guide yani Sesli Anlatım kiralayarak stadyumda ve müzede daha fazla bilgi alarak gezebilirsiniz. Nou Camp içinde ilk olarak müze kısmını geziyoruz. Burada F.C Barcelona’nın kazandığı tüm kupalar ve diğer eşyalar sergileniyor. Müzeden sonraki kısım ise deplasman takımının soyunma odası. F.C Barcelona’nın soyunma odası ise maalesef ziyarete kapalı. Deplasman takımına ait soyunma odasını incelerken kısa bir şaşkınlık yaşıyoruz çünkü duş bölümünde kabinler yok, herkes yan yana duş almak zorunda. Sanırım futbolcular aynı anda duş almaktan bir sıkıntı duymuyorlar :) Soyunma odasından sonra sırada sahaya çıkış koridoru var. Koridorda gezerken heyecanımız biraz daha artıyor. Tam futbolcuların sahaya çıkış bölümüne yaklaşırken ufak bir ibadet bölümü bizleri karşılıyor. Futbolcuların dualarını rahatça yapabilmeleri için her türlü imkan sağlanmış. Yeşil saha çıkışına yaklaştığımızda ise çılgın bir tribün sesini duymaya başlıyorsunuz. Stadyumun boş olmadığını, yapılanın ses efekti olmadığını bilmeseniz kendinizi tam maça çıkan bir futbolcu gibi hissedeceksiniz :) Stadyumda çimlerde gezinmek yasak. Yedek kulübesi ve bazı tribünlerde gezinti ise serbest. Nou Camp Stadyumu’nun en güzel kısımlarından biri ise basın tribünü, buradan tüm stadyum ayaklarınızın altında oluyor adeta. Stadyum turunun sonunda dileğiniz futbolcu ile fotomontaj bir resim çektirebiliyorsunuz. Yani istediğiniz futbolcuyu bilgisayar yardımı ile resimde yanınıza ekliyorlar. Resimleri almak zorunlu değil fakat fiyatı tam 12 Euro. Açıkçası Messi ile fotomontaj resmim ciddi ciddi doğal gözükse ve hoşuma gitse de o paraya kıyıp resmi almaktan vazgeçiyorum :)

Muhteşem Nou Camp turumuzu da geride bırakarak Barselona’nın merkezine doğru yol alıyoruz. Barselona’nın merkezindeki limanı olan Port Vell’de otobüsten iniyoruz. Liman üzerinde alışveriş yapabileceğiniz Maremàgnum Alışveriş Merkezi bulunuyor. Bunun dışında limanda IMAX Sineması ve 8000 balık ile 11 köpek balığına sahip Avrupa’nın en büyük akvaryumu olan Aquarium Barcelona da yer alıyor. Dilerseniz liman boyunca güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Limanda en dikkat çeken yapı ise 1888 yılında Barselona’da gerçekleşen Uluslararası Barselona Fuarına özel olarak yapılan, 60 metre uzunluğa sahip Kristof Kolomb Heykeli. Şehrin en önemli caddesi olan La Rambla Caddesi sonunda buluna heykelin konumu özel olarak seçilmiş. Heykel, Krsitoft Kolomb’un Amerika yolculuğundan döndüğünde ilk varış noktası olan yere yapılmış.

Liman boyunca biraz yürüyüş yaptıktan sonra şehrin en önemli caddesi olan La Rambla ’ya geçiyoruz. 1.2 km uzunluktaki cadde yapı olarak İstiklal Caddesi’ni andırsa da İstiklal’e göre bir alt ligde olduğu kesin :) Cadde boyunca birçok sokak sanatçısı turistleri eğlendiriyor. Birbirinden güzel özel kostümlü sanatçılarla resim çektirmek isterseniz biraz para vermeniz gerektiğini unutmayın. Cadde üzerindeki en güzel yerlerden biri ise Mercat de Sant Josep de La Boqueria ya da kısaca La Boqueria olarak geçen Barselona’nın ünlü kapalı pazarı. Pazar içinde birbirinden ilginç ve güzel meyve ve tatlılar bulmak mümkün. Özellikle atıştırmalık  tropikal meyve tabakları insanı cezbediyor. Pazarda bizim tercihimiz ise tatlılardan çok meyve tabaklarından yana. İlk olarak 2007 yılında yine bu pazarda yediğim ve çok sevdiğim Ejderha Meyvesi olarak de bilinen Pitahayalara doğru yöneliyoruz. Maalesef bu ilginç tropikal meyveler biraz pahalı. Pitahaya’nın yarımı 2 Euro’ya satılsa da dayanamıyor alıyoruz. Normalde pazarda satılan meyve tabakları genelde 1 Euro civarında fakat akşam saati pazar kapanmak üzere olduğundan satıcının biri bize 2 çilek tabağı + ananas tabağını 1 Euro’dan veriyor :) Pitahaya’dan gediğimiz kazığı böyle kapattığımız için içimizi bir mutluluk kaplıyor :)

Akdeniz şehri olan Barselona’nın en ünlü yemekleri bizdeki meze tabakları mantığı ile satılan minik Tapas’lar.Şehirde birçok Tapas Restoranı bulunuyor. Dilerseniz onlarca çeşitteki tapasları deneyebilir ya da taze ve lezzetli deniz ürünlerini tercih edebilirsiniz.

Barselona’daki 2.günümüzde de güneşli bir hava bizimle birlikte. İlk duraklarımız şehrin en önemli ve işlek meydanlarından olan Catalunya Meydanı (Plaça de Catalunya) ve Passeig de Gracia. La Rambla ile Gracia arasında bulunan Catalunya Meydanı şehrin en işlek noktası. Meydan etrafında bir çok kafe, restoran bulmak mümkün. Meydanda en dikkat çeken yerlerden biri ise ünlü Hard Rock Cafe. Burası kafenin müdavimleri için güzel bir mola yeri olabilir. Yürümeye devam edip Gracia’ya geliyoruz. Gracia üzerinde bulunan en önemli yapı şüphesiz şehrin en güzel binalarından olan Casa Batllo. 1887 yılında yapılan ve Antoni Gaudí ve Josep Maria Jujol tarafından 1904–1906 yılları arasında restore edilen yapı sahip olduğu mimari ile turistlerin en hoşuna giden yerlerden. Kırık mozaiklerin ağırlıklı olarak kullanıldığı binada sıra dışı pencereler, balkonlar ve diğer bölümler insanı gerçekten etkiliyor. Casa Batllo’nun giriş ücreti yapının kendisi gibi güzel, kişi başı 21 Euro.

Casa Batllo etrafında gezindikten sonra aynı noktadan kalkan turistik otobüsmüze binerek Barselona’nın diğer bölümlerini keşfetmeye başlıyoruz. Otobüs biletimiz 2 günlük olduğu için ekstra bir işlem yapmamıza gerek kalmıyor. Yolda sırasıyla şehrin merkez tren istasyonu olan Estacio De Sants’ı oradan sonra da şehrin bir diğer turistik noktası olan Creu Coberta’yı geçiyoruz. Eğer şehirde 3-4 gününüz varsa buraları da gezebilirsiniz. Biz yola devam ederek 1929 yılında Uluslararası Fuar için yapılan Barselona’nın bir diğer önemli meydanı olan Plaça de Espanya’ya geliyoruz. Meydan etrafında birbirinden güzel bir çok kafe vb. yer bulunuyor ayrıca meydana yakın önemli yapılar arasında Museu Nacional d’Art de Catalunya (MNAC, Katalonya Sanat Müzesi) ve Joan Miro Park (Parc de Joan Miró) bulunuyor. Ufak bir park olan Joan Miro’da dilerseniz biraz mola verebilirsiniz. Müze gezilerinden hoşlanıyorsanız da şehrin önemli müzelerinden olan MNAC’ı gezebilirsiniz, müze giriş ücreti 10 Euro. Bu arada turistik otobüslerle direk müzeye gitmek isterseniz meydanda inmenize gerek yok, müze durağında da inebilirsiniz.

Otobüsle yolumuza devam ederken Barselona gezimiz boyunca benim kişisel favorilerim arasına giren Poble Espanyol’a geliyoruz. Poble Espanyol adeta kale kapısını andıran girişi ile bizi karşılıyor. Şehirdeki diğer ünlü yerlerde olduğu gibi burada da giriş ücreti maalesef yüksek ve kişi başı 11 Euro. Poble Espanyol 1929 yılında Barselona Uluslararası Fuarı’na ev sahipliği yapması için yapılmış yapay bir İspanyol köyü. 42.000 m2 lik bir alanda kurulmuş alanda 117 tane ev bulunuyor. Köydeki bu evler uzun araştırmalar İspanya’daki en güzel evlerden örnek alınarak yapılmış .Yapımı 13 ay süren Poble Espanyol’un mimarı ise Josep Puig i Cadafalch. Burası aslında fuar için 6 ay süreliğine yapılsa da fuar sonrasında yıkılmamış . Günümüzde açık hava müzesi olarak hizmet veren Poble Espanyol gezi boyunca benim favori mekanlarımdan oldu. Birbirinden güzel İspanyol evlerinin bulunduğu bir köyde geziyormuş hissi yaşatan Poble Espanyol’de eğlenceli saatler geçirebilirsiniz.Bu arada Poble Espanyol içinde yemek yiyebileceğiniz bir çok kafe restoran da mevcut fakat turistlerin yoğun ilgisi menülere de yansımış durumda, örnek olarak bir spagetti fiyatı 9-10 Euro arasında. Barselona manzarasını izleyebileceğiniz noktalardan olan Montjuic Tepesi’nde yer alan Poble Espanyol’dan şehri arkanıza alarak güzel resimler de çektirebilirsiniz.

Çok keyifli saatler geçirdiğimiz Poble Espanyol’u arkamızda bırakarak tekrar şehir merkezine doğru yola çıkıyoruz. Yol boyunca önce olimpiyatlar için yapılmış Anella Olypica (olimpiyat stadyumunu) sonra da Montjuic Teleferik’i duraklarını geride bırakıyoruz. Dilerseniz Montjuic Teleferiği ile de merkeze ulaşabilirsiniz.

La Rambla Caddesi’ne geldiğimizde büyük bir şaşkınlığa uğruyoruz çünkü pazar gününde olduğumuzdan caddede bir çok dükkan kapalı. Bir önceki gün çok hoşumuza giden La Boqueria pazarı da kapalı.Ara sokaklarda gezerkenburalarda da durumun aynı olduğunu görüyoruz. La Rambla’ya komşu, şehrin eski yerleşim noktalarından Barri Gotic‘de gezerken karşımıza Catedral de la Santa Creu i Santa Eulàlia ya da kısaca adıyla Barselona Katedrali çıkıyor. Katedral’de yenileme ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. Bölgede biraz dolaşıp alışveriş için La Rambla’ya geri dönüyoruz.

Şehirdeki son günümüzde sıra hediye alışverişine geliyor. Barselona’da La Rambla Caddesi ve Park Guell etrafında bir çok hediyelikçi var. Şehirden alınabileceklerin başında İspanyol Yelpazeleri geliyor. Gerçek ve kaliteli yelpazeler şehirde yalnızca yelpaze satan dükkanlarda satılıyor. Fiyatlar 30-40 Euro’dan başlayıp işçiliğe bağlı olarak yüzlerce Euro’lara kadar çıkabiliyor. Hediyelikçilerde satılan yelpazeler ise biraz turist işi. Kalite olarak çok tatmin edici olmayan yelpazeler 10-15 Euro arasında. Yine de yelpaze hediyelik olarak şehirden alabileceğiniz en güzel eşyalardan. Yelpaze dışında benim en çok hoşuma giden eşyaların başında Gaudi tarzında, kırık mozaiklerden yapılmış rengarenk süsler ve minik eşyalar geliyor. Flamenko dansına özgü eşyalar ve ufak biblolar da alınabilecekler listesinde. Tabi her şehrin klasikleşmiş magnet, tişört ve kartpostal gibi alternatifleri de unutmamak lazım. Gelelim pazarlık konusuna, özellikle La Rambla Caddesi’nde alışveriş yaparken pazarlık yapmayı unutmayın, hiç yoksa bana göre alışverişte %10-20 arasında bir indirim ya da indirim tutarında hediye alabilirsiniz. Bu arada İspanya’da Türkiye’de adı çok duyulmamış bir marka var, adı Desigual. Çok tarz kıyafet ve aksesuarlara sahip Desigual’ın şehirde bir çok mağazası var bir göz atabilirsiniz. Ayrıca La Rambla’nın ara sokaklarından Carres Dels Boters sokağında, 2 katlı mağazasında çok orijinal hediyelikler satan Art Montfalcon adında bir dükkan var. Alışveriş yaparken buraya da uğrayabilirsiniz.

Hediyelik alışverişimizi de tamamladıktan sonra La Rambla’da karnımızı doyurup günün beklenen anına geliyoruz. Sırada La Rambla üzerinde bulunan ve şehrin en ünlü flamenko gösteri merkezlerinden Opera Flamenco’da dans gösterisi var. Flamenkoya özel bir ilgim olmamasına karşın İspanya denilince akla gelen bu dansı yerinde izlemeden dönmek olmaz. Şehirde flamenko gösterisi izleyebileceğiniz bir çok nokta var. Bizim tercihimiz merkezi konumda bulunan Opera Flamenco. Biletinizi gösteri gişesinden alabileceğiniz gibi otelinizden de sizin için gösteriye rezervasyon yaptırmasını isteyebilirsiniz. Opera Flamenco’da 3 tip fiyat var. Bunlar: 30, 35 ve 40 Euro. Fiyatlar sahnedeki koltuk konumuna göre değişiyor doğal olarak. Gösteri saati olan 21:15’te yerimizi alıyoruz. Gösteri boyunca dansçıların dikkatlerinin dağılmaması için fotoğraf ve kamera çekimi yasak. Konu ile ilgili olarak gösteri öncesinde sık sık uyarı yapılıyor. Gösteri başladığında ise nefesler tutuluyor. Hayatım boyunca flamenkoya hiç ilgim olmamasına karşın dansçıların eteklerini tek hareket ile savurmaları, özel olarak yapılmış topuklu ayaklarını sahne üzerine vurmaları insanı gerçekten çok etkiliyor. Gösteri sonunda tüm salon dansçıları ayakta alkışlıyor. Dilerseniz gösteri sonunda orijinal gösteri cd ve dvd lerini satın alabilirsiniz.

Barselona’da dolu dolu geçen 2 günün ardından 3.günün sabahında şehre veda edip yeni durağımız olan Prag’a doğru yola çıkıyoruz. Sahip olduğu tüm güzellikler ile Barselona 2.ziyaretim sonrasında da gezip gördüğüm en güzel şehirler listesindeki yerini sağlamlaştırıyor. Umarım bir sonraki Barselona gezimiz kısa zamanda olur.

Kısa Kısa Barselona

Nereleri gezmeli? Sagrada Familia Bazilikası, Park Guell, Poble Espanyol, La Rambla Caddesi ve Casa Mila olmazsa olmazlardan.

Bunlar dışında ise şehrin turistik noktaları ise şunlar: Casa Batllo, Kristof Kolomb Heykeli, Port Vell, La Boqueria, Nou Camp Stadyumu, Barri Gothic, Picasso Müzesi, Aquarium Barcelona, Catalunya Meydanı, Espanyol Meydanı, MNAC, Tibidabo, Palau Guell, Barselona Katedrali, Passeig de Gracia, Montjuic Tepesi, Torre Agbar, Palau Musica Catalana, Hospital de Sant Pau, Barselona Hayvanat Bahçesi, El Poblenou, Maritime (Denizcilik) Müzesi, El Raval, Gran Teatre del Liceu, Fundacio Joan Miro, Pavellons Guell …

Ne yapmalı? Şehri baştan sonra keşfetmenin en kolay ve ekonomik yolu hop on hop off yani istenilen durakta inilip binilebilen üstü açık turistik otobüsler. Gezi için mutlaka bu otobüsleri kullanın. Gaudi’nin muhteşem eserlerinden olan ve Barselona’nın en önemli noktalarından Sagrada Familia Bazilikası’nı ve Park Guell’i gezin. Yapay bir İspanyol Köyü olan Poble Espanyol’da dolaşın. İspanyol ateşi olan Flamenko’yu yerinde izleyin. Dünyanın en önemli takımlarından olan F.C Barcelona’nın stadyumu Nou Camp’ı gezin. Lezzetli Tapas’ların tadına bakın. La Boqueria’dan sebze ve tropikal meyve alın.

Ne almalı? Birbirinden kaliteli yelpazeler listenin ilk sırasında. Bunun dışında Gaudi tarzı kırık mozaiklerden yapılmış süslemeler, biblolar ve flamenko aksesuarları alınabilecek en güzel hediyelerden.

Ne yemeli ? Bizdeki mezeleri andıran, minik minik porsiyonlarda sunulan Tapas’ların tadına bakabilirsiniz. Akdeniz şehri olan Barselona’da taze deniz ürünleri de bol miktarda var.

Bir Cevap Yazın