Tursuz Balkanlar Gezisi Dubrovnil
Dubrovnik, Hırvatistan

5.Gün: Sveti Stefan – Kotor (Karadağ) – Dubrovnik (Hırvatistan)

5.günümüzde kahvaltımızı önceki günkü gibi Eski Şehir’den aldığımız simitler ile yapıyoruz. Normalde bugün ünlü Sveti Stefan Adası‘nı gezip orada denize girmek istiyorduk fakat öğleden sonra Karadağ’ın bir diğer turistik bölgesi olan Kotor‘a geçeceğimiz için eşyalar ve duş alıp hazırlanmak problem olacak. Durum böyle olunca eşyalarımızı otele bırakıp denize girmekten vazgeçiyoruz. Bu arada eşyaları hazırlarken ufak sırt çantasının aksilik fermuarı bozuluyor. Zaten eskidiği için kendisini emekli etmeye karar veriyoruz.

Dubrovnik'te nerede kalınır? başlıklı yazımda konaklama hakkında önemli bilgileri ve otel tavsiyelerimi okuyabilirsiniz. Dubrovnik otelleri için tıklayın.

Otel rezervasyonunuzu "En iyi fiyat güvencesi" ve "ücretsiz iptal seçeneği" ile Booking.com'dan yapabilirsiniz. Otelleri incelemek için tıklayın.

Sveti Stefan
Sveti Stefan, Karadağ

Sveti Stefan‘a kale yolundan kalkan minibüslere binerek 15 dakikada ulaşıyoruz. Sveti Stefan aynı Budva  Dubrovnik gibi bir kale içi yerleşimi. Diğer yerlerin minyatürü sayılabilecek Sveti Stefan’ın farkı ise buranın otel olarak işletiliyor olması. 2009‘dan beri Aman Resorts tarafından işletiliyor. Otel 50 oda ve 8 suitten oluşuyor. Ada ise karaya ufak bir yol ile bağlanmış durumda. Bir heves gittiğimiz Sveti Stefan’da girişteki görevliler adayı yalnızca otel misafirlerinin gezebileceğini söyleyip hevesimizi kursağımızda bırakıyor. Sveti Stefan’ın plajları da çok ünlü. Her ne kadar netteki kaynaklarda plajın kumlu olduğu belirtilse de plajda ufak ufak taşlar var ama suyun temizliği hemen dikkat çekiyor. Hatta Becici Plajı‘ndan daha güzel.

Sveti Stefan Beach
Sveti Stefan Plajı

Minibüse binmek üzere yukarı çıkıp beklemeye başlıyoruz. Bizim gibi bekleyen 2 bayan daha var. Yolcu getiren araçlar bize laf atmaya başlıyor, sonradan anlıyoruz ki bunlar müşteri bulmak isteyen korsan taksiler. Korsan taksiciler Budva’ya dönecekleri aynı minibüs parasına götürüyorlar. Yanımızdaki bayanlar gelen bir arabaya ortak binmeyi teklif edince kabul ediyoruz. Sıcakta hem beklemekten hem de minibüsün sıcağından kurtuluyoruz. Budva’ya döndüğümüzde korsan taksi ile Kotor‘a gitmek için anlaşmaya çalışıyoruz ama taksici bir kelime bile İngilizce bilmiyor. Sonunda önce saati sonra parayı yazarak anlaşıyoruz. 1 saat sonra taksiyle indiğimiz yerde buluşacağız. Bu arada taksici 17 Euro istese de pazarlıkla 15 Euro‘ya anlaşıyoruz 🙂 Emekli ettiğimiz sırt çantasının yerine yenisini alıp anlaştığımız gibi korsan taksi ile buluşuyoruz.

Kotor yolculuğu yaklaşık 20-25 dakika sürüyor. İlk olarak otogara gidiyoruz. Önce eşyalarımızı bırakıp daha sonra Dubrovnik için bilet alacağız. Gün içindeki son Dubrovnik otobüsün yaklaşık 2 saat sonra olduğunu öğrenince hemen eşyaları bırakıp hızla Eski Şehir’in olduğu bölüme gidiyoruz. Kotor da Budva gibi turistik bir şehir. Yer gök turist kaynıyor fakat Budva’daki kalabalık burada yok. Eski Şehir içinde bir çok hediyelikçi dükkan var. Kotor’da alışveriş yapmadan önce fiyat araştırması yapmanız gerekiyor. Örneğin bir bileklik bir dükkanda 4 Euro iken yandaki dükkanda aynı bileklik 10 Euro olabiliyor. Bu arada Kotor tam fotoğraflık bir yer. Burada bol bol güzel kareler yakalayabilirsiniz. Şehirde biraz daha dolaşıp otobüs için otogara gidiyoruz.

Kotor Saat Kulesi
Kotor Saat Kulesi

Otobüs yaklaşık yarım saat rötarlı geliyor. Gelen otobüs şimdiye kadar Balkanlarda gördüğümüz en lüks otobüs. Otogarda Uzak Doğuluları görmek cidden şaşırtıcı. Yalnız muavin bagaj teslimi için ekstra para isteyince şaşırıyoruz. Her bavul 1 Euro 🙂 İnat edip bavulu ayaklarının önüne alan bile var 🙂 Kotor – Dubrovnik yolu çok virajlı fakat yolun ilk kısmı hep kıyı kenarı. Şoför geç kaldığından mıdır nedir inanılmaz agresif kullanıyor.

Kotor otogar
Kotor otogar

Yaklaşık 2,5 saat sonra Karadağ sınırına geliyoruz. Sınır polisi pasaportları rastgele topluyor. Pınar’ın pasaportunu almıyorlar ama benim herhalde tipimi beğenmiyorlar, benim pasaport gidiyor 🙂 Pasaportlar geri dağıtılmadan yola devam ediyoruz herkeste pasaportların geri dağıtılmamasından dolayı bir huzursuzluk var. 5 dakika sonra Hırvatistan sınırına varıyoruz, pasaportlar geri dağıtılınca bir oh çekiyoruz 🙂 Kontrol için otobüse binen Hırvat polisi yaklaşık 20 kişinin pasaportuna üstün körü bakıyor ama bir kaç kişiye takılınca herkes dikkat kesiliyor. Anlıyoruz ki şerefsiz Hırvat polisi Türklere takmış sorguluyor. Adının Abdullah olduğunu sonradan öğrendiğimiz gençlere sarmış polis, tutturmuş nereye gidiyorsunuz? Kaç gün duracaksınız? Hatta 3 gün eşya için kaç t shirt götürüyorsunuz? bunlar yetecek mi? Kısacası polis soruyor da soruyor. Sıra bize gelince beklediğimiz gibi bana da benzer şeyler sormaya başlıyor şerefsiz. Otobüsteki evsiz tipli, kokanlara sarmayan polis nedense Türk pasaportu taşıyanlara sarıyor. Evli olduğumuzu öğrenince Pınar’la bana çok sarmıyor ama diğer gençlere sarıp onları otobüsten indiriyor. Yaklaşık 10 dakika sonra gençler otobüse binince yola devam ediyoruz. Yola çıkınca gençlerle tanışıp baya bir polislere saydırıyoruz. AB’ye girince bir yerleri kalkmış deyip geçiyoruz.

Toplamda 3 saatlik bir yolculuğun ardından Dubrovnik otogarına gelince bir anda odalarını kiralamak isteyen ev sahipleri etrafımızı sarıyor. Buralarda ev kiralanması çok popüler, kiralık evlere “Sobe” deniyor. Zaten Dubrovnik’te gerçek anlamda otel sayısı çok az. Konaklamalar daha çok Sobelerde yapılıyor. Fiyatlar ise otelden pahalı neredeyse. Örneğin biz 3 gece için 255 Euro‘ya anca Old Town‘a yakın bir yer bulabildik. Otogarda ilk işimiz dövizciden para bozdurmak oluyor. Dubrovnik’te Hırvat para birimi olan Kuna kullanılıyor. Otogardan ayrılmadan da 3 gün sonrası için Mostar biletimizi alıyoruz. Otogardan ayrıldıktan sonra hazırladığımız haritaya göre otelin bulunduğu yere doğru yürümeye başlıyoruz fakat bizim hesaba katmadığımız bir şey var, Dubrovnik tam bayır üzerine kurulmuş bir şehir. Haritada 750m olarak gözüken yerin aslında yukarı doğru 750m olduğunu öğrenince çaresiz taksiye biniyoruz. Taksiler Karadağ’dan sonra çok pahalı geliyor. Taksi ilerledikçe moralimiz bozuluyor çünkü tepelere çıktıkça çıkıyoruz. Otelin olduğu bölgeye gelince taksiden inip gördüğümüz bir kızdan adres için yardım istiyoruz. Sağ olsun kız aslında 2 dakika uzakta bulunan sokağın şehrin farklı bir yerinde olduğunu, taksi yada otobüse binmemiz gerektiğini söylüyor. Taksiye binmemizi tarif ettiği yerden tekrar taksiye biniyoruz fakat yine aynı bölgeye geliyoruz. Taksici ev sahibini tandığını söyleyip evin olduğu sokağı bize gösteriyor. Ev, Budva’daki yer gibi aslında ufak bir aile evi. Anlaşılan ailenin yaşadığı yerle kiralık oda bölüm girişlerini ayırmışlar. Ev sahibinin kızı bizi karşılayıp odayı gösteriyor ve Dubrovnik hakkındaki sorularımızı yanıtlıyor. Çoğu kiralık evde kredi kartı geçmiyor bu yüzden mecburen nakit ödemek zorunda kalıyoruz. Ev sahibi Hırvatistan’da Türk dizilerin çok popüler olduğunu söyleyip başlıyor Aşk-ı MemnuEzelAsi diye saymaya. Üstelik dizilerin orijinal şekli ile Türkçe yayınlanıp Hırvatça alt yazılı olduğunu söylüyor. Odada biraz dinlenip Eski Şehir‘in olduğu bölgeye doğru gidiyoruz.

Pile Gate Dubrovnik
Pile Gate, Dubrovnik

Otelden Eski Şehir yolu baştan sonra kadar merdiven, yolculuk yaklaşık 15-20 dakika sürüyor.Yorucu geçen yürüyüşün ardından Eski Şehir bizi güzel görüntüsü ile karşılıyor. Dubrovnik’in ünlü Stradun Caddesi’ndeki Türk, İngiliz ve Uzak Doğulu yoğunluğu daha ilk dakikadan dikkatimizi çekiyor. Hadi Türkleri anladık da İngiliz ve Kanadalıların yoğunluğu cidden şaşırtıcı. Etrafta Hırvatçadan çok İngilizce duyuyorsunuz 🙂 Dubrovnik Old Town’un ne önemli noktaları: Stradun CaddesiOnofrio ÇeşmeleriRector SarayıFranciscan ManastırıOrlando SütunuSt.Balaise Kilisesi ve Sponza Sarayı. Eski Şehir’de biraz dolaşıp yemek yedikten sonra dinlenmek için otele geçip yorucu günü noktalıyoruz.

Onofrio Çeşmesi Dubrovnik
Onofrio Çeşmesi, Dubrovnik

6.Gün: Dubrovnik

Dubrovnik’teki ikinci günümüze akşam marketten aldığımız erzaklardan güzel bir sandviç yaparak başlıyoruz. Buradaki sobelerin hemen hemen hepsinde kahvaltı yok. Kahvaltıdan sonra ilk olarak Eski Şehir’de sabahları kurulan Gundulica Pazarı‘na gidiyoruz. Burası ufak bir pazar ama fiyatlar gerçekten çok uygun. Pazarda Dubrovnik’in ünlü hediyeliklerinden lavantalar, zeytinyağlar, kuru meyveler falan satılıyor. Özellikle lavanta torbalarının fiyatları Eski Şehrin içindeki dükkanlardaki fiyatlara göre çok daha ucuz. Hediyelik alışverişinden sonra Dubrovnik’in serin sularına girmekte 🙂 Dubrovnik’te Budva kadar uzun plajlar yok. Denize girilen yerler kısıtlı, zaten genelde herkes kayalardan denize giriyor. Biz Eski Şehre en yakın plaj olan Banje Beach‘e gidiyoruz. Burada 2 tane ufak plaj var. Fiyatlar ise uçmuş durumda. 2 şezlong için 20 Euro ödemek zorunda kalıyoruz. Şezlonglar ise dip dibe yer kazanmak için. Banje Beach de ufak taşlı bir deniz ama suyu temiz. Burada garibimize gelen ise duşun paralı olması 🙂 Duş almak için makinelere 1 Kuna (yaklaşık 30 Kuruş) atmanız gerekiyor. Para ödemekten zor olan o plajda 1 Kuna bulabilmek herhalde 🙂 Eğer duş alanları beklerseniz erken çıkanlardan sonra hemen duşa dalıp yıkanabilirsiniz 🙂

Banje Beach Dubrovnik
Banje Beach, Dubrovnik

Biraz deniz keyfi yaptıktan sonra otele dönüp dinleniyoruz. Sıcak biraz dindikten sonra Dubrovnik’in ünlü teleferiğine binmek için yola çıkıyoruz. Teleferik inanılmaz pahalı. Gidiş geliş tek kişi fiyatı yaklaşık 11 Euro. Heves ettik binelim artık dedikten sonra teleferiğe binip muhteşem Dubrovnik manzarasının tadını çıkartıyoruz. Teleferikten sonra tekrar Eski Şehre gidiyoruz. Burada dilerseniz 3D Müzeye gidebilirsiniz, surlara çıkabilirsiniz ya da tekne turu yapabilirsiniz.

Booking.com
Tursuz Balkanlar Gezisi Dubrovnil
Dubrovnik, Hırvatistan

7.Gün: Dubrovnik

Dubrovnik’teki 3. günümüze oteldeki matkap sesleri ile uyanıyoruz. Hem 3 gece için inanılmaz para ödemek zorunda kaldık hem de güzel bir şekilde uyandırma servisi ile tanışmış olduk. Kahvaltı menümüz yine aynı: sandviç. Normalde bugün de denize girmek istiyorduk fakat bir önceki gün acayip yanınca artık ıstakoz kıvamına geldik, denize girmekten vazgeçiyoruz. Eski Şehre inince ilk olarak Franciscan Manastırı‘na giriyoruz. Burada dünyanın en eski eczanesi var. Normalde en eski 3.eczanesi fakat halen mevcut olan tek eczane.

Franciscan Monastery Dubrovnik
Franciscan Monastery Dubrovnik

Buradan sonra tekne turu yapmaya karar veriyoruz. Eski Şehir yanından ya da diğer liman olan Gruz‘dan bir çok tekne turu yapılıyor. Biz denize girmek istemediğimiz için yaklaşık 1 saat süren, duraksız genel tura katılıyoruz. Tekne ufacık, teknede bizden başka 2 tane aile var. Tekne turunun fiyatı ise kişi başı 10 Euro. Nerede 10 TL olan 2 saatlik Boğaz Turu nerede bu tur. Cidden İstanbul tüm güzellikleri ile turistlere bedava ama biz değerlendirip şehri pazarlayamıyoruz, neyse. Toplam 1 saat süren tur boyunca Lokrum Adası ve Dubrovnik kıyılarını geziyoruz.

Dubrovnik Marina
Dubrovnik Marina

Tekne turundan sonra Eski Şehirdeki Cathedral Tresuary yanında bulunan diğer sokak pazarını keşfediyoruz. Burası ufacık 10 tane tezgah bulunan bir pazar. Genelde takılar ve örgüler satılıyor. Dubrovnik’te mercan taşlı gümüş takılar çok popüler. Dubrovnik’te son akşamımızda etrafı son gezip otele gidip eşyalarımızı topluyoruz.

Tursuz Balkanlar Hakkında Diğer Yazılarım

Otel fiyatlarını incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın.

PAYLAŞ
Seyahat yazarı, blogger. Yeni yerler gezip görmek vazgeçilmez tutkusu. 4 kıtada 30'dan fazla ülke görme şansı olsa da skor peşinde koşmaktan çok sevdiği şehirlere tekrar tekrar gitmekten bıkmayan gezgin, turist.

Yorum Yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here