Efes gezi rehberi

Otel fiyatlarını incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın.

Bugüne gelmeyi başarabilen ve dünyanın yedi harikasından biri olan Efes Antik Kenti tarihi kalıntılarıyla halen ayakta durmakta.

Anadolu’nun en önemli antik şehirlerinden bir tanesi olan Efes, sadece yüzde on beşi ortaya çıkarılmış. Efes, Roma medeniyetine aittir diyoruz; ama bu şehrin tarihi ilk çağlara kadar dayanmaktadır.

Türkiye’nin en önemli açık hava müzesi olan Efes, Anadolu tarihinin bir fotoğrafı sayılır. Binlerce medeniyeti ve milletleri misafir eden Anadolu; 8 bin yıl öncesine dayanan Efes’in izleriyle coğrafi mirasının büyüklüğünü ortaya çıkarmaktadır.

İşte bu mirası incelemek adına Celsus Kütüphanesi’nden, Antik Kent Tiyatrosu‘na, Yamaç Evler’den, Kuretler Caddesi’ne, Hadrian Tapınağı’ndan, Liman Caddesi’ne, Herakles Kapısı’ndan, Trajan Çeşmesi’ne, Agora’dan, Odeonlara kadar önemli başlıklar altında Efes gezi yazısı karşınızda.

Selçuk kazı çalışmaları sırasında Efes’te, Hititlere kadar birtakım buluntulara rastlanmış. Ama şehri asıl ayağa kaldıranlar İyonyalılar olmuşlar. Yani ege kıyılarında bulunan 12 şehir devleti. Bu 12 İyon şehir devletinin en büyüğü Efes Antik Kenti’dir. Burası denize sıfır olması nedeniyle önemli bir noktadır. Kenti en önemli yapan unsur dönemin şehir limanı olmasıdır. Şehir limanıyla beraber önem kazanmış, fakat şehrin yüzyıllar sonra ölmesi yine limanıyla olmuş. Menderes Nehri’nin getirdiği alüvyonlar limana akmış, şehir zamanla önemini kaybetmiş ve giderek yok olmuş. Hatta bu şehir önemini kaybetmesin diye Roma imparatoru Hadrian, limanı bir kaç kez temizletmiş. Ama tabiattaki bu büyük gücün önüne ne yazık ki geçilememiş. Efes Antik Kenti ihtişamlı olduğu dönemde öyle donatılmış, ona öyle yatırımlar yapılmış ki sadece Anadolu’nun değil, dünyanın mermer lakaplı şehri unvanını elde etmiş.

Efes şehir planlama ve düzenleme açısından bakıldığında da mükemmel örnekler sergiliyor. Hem şehre hem de şehrin insanına saygınlık kazandıran anlayış kendisinden 2 bin yıl sonra kurulacak medeni uygarlıklara mimarlık dersi veriyor.

Efes; Tanrılar, Dinler ve İnsanlar Şehri

Efes Antik Kenti’ni gezmeye karar verdiyseniz; burada imparatorları, asilleri ve soyluları göreceksiniz. Burada halkın adamlarını ve o günlerde ayaklar altına alınmış köleleri göreceksiniz. Ama bunların hepsini; bu şehrin mermerleri, taşları, anıtları üzerinde görmeye çalışın. Bunları görmeden dolaşanlar da olacak burada. Bunları görüp ibret alanlar da olacak. Buraları görüp sırtını dönüp unutanlar da olacak, buraları görüp buradaki hayatları bir ibret dersi olarak alıp bundan ders çıkaranlar da.

Efes’e ulaşım nasıl sağlanır?

efes antik kenti

Günümüzde Efes, Anadolu’nun batısında Selçuk ilçesine bağlı önemli bir antik alandır. Selçuk-İzmir arası 80 km’lik bir mesafedir. Kuşadası’ndan da ulaşım son derece basittir.

İzmir’den Selçuk’a ulaşım için tren ya da minibüs tercih etmek mümkün. Bilirsiniz ki tren yolculukları güzeldir, fakat yavaştır ve bekleme süresi baz alındığında minibüs daha hızlı bir tercih olacaktır. İzmir’den minübüs kullandığınızda yaklaşık bir saat süren yolculuktan sonra Selçuk’a ulaşıyorsunuz. Buradan Efes için bir yolculuk daha yapmanız gerekiyor. Selçuk ilçesinden ise minibüsler sayesinde on dakika gibi bir sürede kendinizi Efes’in sütunları arasında bulabilirsiniz.

Efes Giriş Ücreti

Haftanın her saati ziyarete açık olan Efes’e giriş ücreti 40 TL’dir. Hatırlatmakta yarar var; diğer ören yerlerinde olduğu gibi Efes’te de giriş ücreti olarak 25 TL ödeyip Müze Kartı olarak ören yerlerine 1 yıl boyunca ücretsiz girebilirsiniz. Antik alanda bulunan Yamaç Evler, yani zengin Roma harebelerini görmek için ekstra bir ücret ödeyeceğinizi hatırlatayım. Bunun da ücreti 20 TL’dir.

Efes Antik kenti ziyaret saatleri mevsimine göre değişmektedir. Kış aylarında (3 Ekim – 14 Nisan) 08:00–17:00 olan giriş saatleri yaz mevsiminde (15 Nisan- 2 Ekim)  08:00–19:00 olarak uygulanır. Antik kent haftanın her günü ziyarete açıktır.

Efes en güzel nasıl gezilir?

efes antik kenti

Tarihi Milattan önce 6 binli yıllara kadar uzanan bir şehir Efes, 8 bin yıllık bir geçmişe sahip. Dünyanın en büyük antik kentlerinden biri olan Efes’i, hâliyle gezmek kolay değil. Bir gün içerisinde gezilmesi oldukça yorucu ve zor. Zamanınız var ise tavsiyem iki gün ayırın.

Efes antik kentini bir rehber eşliğinde gezemiyorsanız, mutlaka girişte satılan bir rehber kitapçığı temin etmenizi tavsiye ediyorum. Bunun yanında yine girişte kimlik karşılığında kiralanılabilen anlatıcı kulaklıklar sayesinde geziniz daha verimli olacaktır. Özellikle sıcak yaz aylarında güneş sizleri rahatsız edebilir. Efes Antik Kenti’nin büyük bölümünün mermerden meydana gelmesiyle beraber güneş ışınlarını çekmesi ve ortama bırakması sonucu aşırı sıcaklar olabiliyor. Yanınızda mutlaka su olmasına dikkat edilmeli. Bu tür ören yerlerinde patika ve taşlı yolların olduğunu hesap edersek spor ayakkabı ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli.

Efes’e Giriş

Efes Antik Kenti’nin aşağı ve yukarı olmak üzere iki tane girişi var. Doğu kapısı olan Magnesia Kapısı Meryem Ana Evi yolu üzerindedir. Diğer giriş ise antik kent tiyatro bölümünün olduğu aşağı taraftır. Ben yukarı girişten girmenizi öneriyorum. Her iki kapıdanda girmiş birisi olarak aşağı kapıdan girerseniz sürekli yukarı çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Ve bu da daha fazla yorulmanıza neden oluyor. Özellikle sıcak havalarda bu çok önemli.

Magnesia Kapısı’ndan giriş; Magnesia yani yukarı kapıdan girdiğimizde aşağı kapı istikametine doğru bir eğimde yürüyeceksiniz. Bu kapı yukarı tarafta Panayır Dağı eteğinde kalan giriştir. Aşağı tarafta olduğu gibi buradaki gişelerden de bilet alıyorsunuz ve turnikelerden geçerek antik kente giriyorsunuz. Karşımıza direk villaların bulunduğu bölüm geliyor. Bu alana girmek için yine ayrı ücret ödemeniz gerekiyor. Kente girince kapının hemen yanı başında Doğu Gymnasium’u var.

Alanın hemen karşısında ise Odeion anıtsal yapısını göreceksiniz. Odeion’un hemen bitişiğinde ise Vedius Gymnasium, hemen karşısında meşhur cadde üzerinde ise bazilika göreceksiniz. Bu bazilika antik Roma’da zamanında, borsa yeri olarak faaliyet göstermiş. Bu meydan, Efes’in güney doğusundaki en yüksek noktası. Odeion önündeki meydan ise Devlet Agorası yani Yukarı Agora’dır. Bütün resmi binalar, bu meydan çevresinde toplanmış. Tam orta bölümde ise Mısır Tapınağı, eski adıyla İsis Tapınağı var. Ayrıca güney batı köşesinde anıtsal çeşme var.

Aşağı kapıdan giriş; Efes Antik Kentine aşağı kapıdan girdiğimiz yer aslında şehrin ana girişi. Girer girmez bizi Roma şehir devletlerinde olduğu gibi  bizleri devlet hamamları karşılıyor. İnsanlar şehre girerken hamamlarla girsinler, arınsınlar ve yola öyle devam etsinler diye arzu edilmiş. O devasa külhanda kiremitlerle süslü, sütunçelerin arasından geçen sistemin içerisinde birçok gizem var.

Romalılar hamama hem çok önem veriyor, hem de hamamları şehrin girişlerine yapıyorlar ki şehrin dışından gelen insanlar arınsın ve şehre tertemiz girsin arzu ediyorlar. Hamamların Roma medeniyetinde ayrı bir önemi var çünkü toplum bir noktada keyfine düşkün. Halkın bir bölümü zenginliğe ulaşmışlar ve sıcak sulu köpüklü hamamlarda günlerce vakit geçiriyorlar.

Efes’te Gezilecek Yerler

Efes gezi rehberi izmir

1. Devlet Agorası (Yukarı Agora)

Odeion önündeki meydan kentin devlet agorası. Devlet agorası, devlet kontrolünde ticaretin yapıldığı dinî ve resmî törenlerin düzenlendiği alan. Agora’nın yanında, basamakla çıkılan yer Efes’in ticaret borsası düzeyinde bir işlevi olan bazilikadır. Bazilika 165 metre uzunluğunda olup, M.S. 1. yüzyılda Roma’lılar tarafından yaptırılmış.

2. Ticaret Agorası

Mermer Cadde’nin başlangıç noktası olan Agora, kentin en önemli ticaret ve kültür merkezidir. 110 metre boyutlarında, dükkânlarla çevrili bir alan olan Agora, Efes’teki ticari hayatın o dönem de ne kadar hareketli olduğunun bir kanıtı.

M.Ö. 3’üncü yüzyılda kurulan ticaret Agora’sı, bugünkü şeklini İmparator Agustus döneminde ulaşmış. İmparator Augustus ve İmparator Neron ticari pazar yerine önemli katkılarda bulunmuş, zamanında yapılan eklerle genişletilmiş, İmparator Karakalla döneminde ise, restorasyona uğramış.

3. Efes Odeonları

Roma antik kentlerinde bir büyük tiyatrolar vardır; bir de tiyatroya çok benzeyen Odeon dediğimiz küçük toplantı alanları vardır. Gördüğünüz bu sütunlarla çevresi oturma gruplarıyla arkaya doğru genişleyen bu yarım dairelik alan bir odeondur. Şehrin soyluları bir araya geliyorlar, bu şehir meclisinde hem şehir görüşüyor hem şehre ait bir takım kritik kararlar alınıyor.

4. Kuretler Caddesi

O meşhur törenlerin yapıldığı en önemli caddelerden biridir. Kurbanlıklar buradan geçirilir, insanlar bayram törenlerini bu cadde de yapardı. Sütunların arasından Celsus Kütüphanesi’ne kadar caddeyi adım adım gezebiliriz. Cadde gerçekten muhteşem. Mermerle kaplı olan cadde 8 metre genişliğinde. Caddenin sağında ve solunda sütiniçeler, revaklar ve bu revakların arka bölümünde ise, dükkânlar var. Antik çağ döneminde her sütunun önünde, bir heykel bulunuyormuş. Günümüzde, bunların yalnızca kalıntıları kalmış.

5. Herkül Kapısı

Kuretler caddesinden geçerken iki sütun arasında Herkül kabartmasının bulunduğu Herkül Kapısı’nı görürüz. Kapının bulunduğu bu alan Efes’in en güzel fotoğraf alınabilecek noktaları arasında yer alan Herkül Kapısı iki sütundan oluşan bir kapı.

6. Trajan Çeşmesi

Trajan Çeşmesi efes
Trajan Çeşmesi

Çeşme dediğimiz zaman bizim aklımıza Osmanlı ve Selçuklu çeşmeleri gelir. Bizdeki çeşme mantığı genelde hayrat yani yardım niteliği taşır. Roma çeşmeleri şehrin diğer anıtsal mimarileri gördüğümüz gibi tamamen şatafat üzerinde kurulmuştur. Yaptıran kişinin tanrısal gücünü simgeler. Trajan Çeşmesi Romanın en meşhur çeşmelerinden biridir.

7. Hadrian Tapınağı Kapısı

efes antik kenti Hadrian Tapınağı Kapısı
Hadrian Tapınağı Kapısı

Hadrian Tapınağı’nın, uzun süre Kuretler Caddesi’nde olduğu düşünüldü. Ancak, son yapılan tespitlere göre, Hadrianus Tapınağı, limana yakın bir bölge de M.S. 2. yüzyılda inşa edilmiş. Fakat, M.S. 5. yüzyılda, Hadrian Tapınağı’nın kutsal alanına giriş kapısı olan yapı, bu caddeye, yani bugün görülen yerine taşındığı bilinmekte. İmparator Hadrianus’un anısı, böylece yaşatılmaya çalışılmış. Yani Efes’in küçük bir mücevheri niteliğindeki anıtsal kapı, buraya sonradan getirildiği arkeolojik tespitlerde kesinleşti.

8. Efes Yamaç Evler

efes gezi rehberi Yamaç Evler
Yamaç Evler

Yamaç Evler Efes Antik Kente gelen her ziyaretçinin mutlaka görmesi gereken bir yer. Öncelikle giriş ücretinin 20 TL olduğunu hatırlatayım. Ziyaret açısından sona bırakabilirsiniz. Çünkü son derece büyük ve çok fazla detay var. Mesela Roma şehirlerinde bir kast sistemi mevcut. Fakirler, yoksul insanlar var. Onların altında olan köleler var. Onların da üstünde olan askerler, soylular ve bir de hükümdarlar yani yönetici ailesi var. Asillerin kaldığı bu yer Yamaç Evler olarak kullanılmaktadır. Normalde 80’li yıllara kadar Yamaç Evler üzerleri toprakla dolu ne olduğu tahmin edilen ama kazılmadığı için içinden ne çıkacağı bilinmeyen bir takım kalıntılar olarak durmaktaydı.

Kazılar yapıldıkça burasının asillere ait olduğu evler olduğu anlaşıldı. Bizzat yamaça kurulmuş olan Yamaç Evler, son derece şatafatlı evlerdi. Aşağıdan yukarıya doğru tırmandığınız zaman sizi geniş geniş salonlar karşılar. Devasa apsitleri olan bu salonların ortalarında şadırvanları var. Yani havuzları var, fıskiyeleri var. Duvarlarında son derece süslü duvar freskleri var.

9. Yamaç Evleri Soylu Dairesi

Daire odalardan oluşup geniş ve dar birimleri vardır. Ama duvarlar son derece göz alıcı duvar, süslemeleri ve fresklerle süslü. O gün için çok meşhur olan olan keklikler ve aslanlar, güvercinler bir takım inandıkları putlar ve mitolojik yaratıklar bulunmakta. Bu evler de en çok dikkatimi çeken bir şey de tabanlar. Tabanların hepsi yer mozaikleriyle süslü. Salon girişlerinde kocaman bir aslan süslü mozaik bulunmaktadır. İleriye doğru mitolojik canlılar da görüyoruz. Tabii burada bizi şaşırtan, bu yapıların insanların şahsi evleri olması.

Normalde devlete hükümete ait binalarda bunları görmek mümkün. Ama şahıslarda görmek aslında Efes’in ne kadar farklı bir yapıda olduğunu gösteriyor. Zaten Efes tarihine baktığımızda bizlere bunu gösteriyor. Efes Antik Kenti’nde soylular bir dönem yönetim hakkına sahip olmuşlar. Özerk bir şekilde Roma hukukundan bağımsız kararlar alıp yönetimi ellerinde bulundurabiliyorlarmış.  Demek ki o kararları alan soylular böyle yerler yapıp hüküm sürebiliyorlardı.

10. Arcadium (Liman) Caddesi

İmparator Arcadianus tarafından tamir ve bakımı yapılan cadde 530 metre uzunluğunda ve 11 metre genişliğindedir.  Tamamı neredeyse mermerle kaplı olan caddenin altından, pis su kanalizasyon kanalları geçmektedir. Bu kanallar aynı zamanda limana kadar uzanıyor. Sütunlarla süslenen cadde antik dünyanın en iyi korunmuş ve en görkemli yapıları arasında yerini alıyor. Anadolu’nun  bir çok yerinde bulunan antik kentlerin, bu denli geniş ve düzgün caddeleri bulunmuyor. Caddenin sağ ve solunda yer alan mermer sütunlar, bugün halen caddeden geçen  insanları selamlamaktadır. Zamanın Arcadium Caddesini çevreleyen dükkânlarda; çocuklar için oyuncaklardan tutun da, baharat, rengârenk kumaşlar ve tütsülere kadar, aklınıza ne gelirse satılıyormuş.

Şehre gelen krallar, imparatorlar bu cadde üzerinde karşılanarak önemli gösterilere ve dinî törenlere şahitlik etmişler. Yine limana gelen tüm mal ve servet, bu cadde üzerinden akmış.
Bu caddede gezerken, tiyatroya baktığınızda, tiyatro yapısının muhteşemliğini görüyorsunuz. Düşünebiliyor musunuz, şehre yeni gelmiş, limana inmiş bir yabancı, şehre doğru ilerlerken, bu muhteşem yapı ile karşılaşıyor ve şehrin görkemine bir anda tanık oluyor. Cadde üzerinde her iki tarafta Hıristiyanlık dönemlerinde çeşitli anıtlar yapılmış. Tam ortada, 4 sütunlu, 4 havari anıtı var, muhteşem. Kuzey’de ise, 432 konsil toplantısının yapıldığı yer olan Meryem Kilisesi (Konsil Kilisesi) var. Bu yapı liman hamamının hemen kuzeyinde, karşısında. Vedius Gymnasium, kentin kuzey ucunda. Bizans döneminde, surların hemen yanında.

Hadrianus tapınağının yanında ise imparator Neron zamanında inşa edilmiş, at nalı biçimindeki Stadyum var. Stadyum’dan sonra ise Bizans hamamları gelmekte. Yukarı Agaro yukarı hamam, aşağı agaro aşağı hamam ve tabii ki hemen hemen ana binaların yani o günkü 200 bin kişilik şehrin en merkezî yerleri buralardır. Şehrin kalbinin attığı ana cadde yani yukarı şehri aşağı şehre bağlayan nokta burasıydı. Tabi burası şehrin en gösterişli yeri olunca tüm merasimler, gösteriler, törenler, şenlikler burada gerçekleşir, alaylar buradan geçerdi.   Roma döneminin en önemli bayramı Artemisi ithaf edilen Artemis bayramıydı. Burada Artemis’e ait birçok anıt yapılarak tapınağında tutulurdu. Artemisi sanki bugün Ayasuluk Kalesi eteklerinde bulunan o meşhur Artemis tapınağından kalkmış da şehri ziyarete gelmiş gibi düşünürlerdi. Artemis’in resimlerininde bulunduğu bir takım eğlencelerde bu yoldan yürüyerek aşağa doğru giderdi. Yürürken özellikle Artemis kültü denilen bu bölgede konaklanırdı. Tabii bu seromınide o geçiş resmi yapan insanların ellerinde muhakkak onlarca kurbanlık olurdu. Kurbanlıklar, keçiler büyük ve küçükbaş ne varsa aklınıza gelen o alaylarla beraber getirilir yolda süslenir ve Artemis’e kurban edilmrk için getirilirdi. Onun için bu gördüğümüz bölge önem arz etmektedir.

11. Celsus Kütüphanesi

İskenderiye Kütüphanesi’nde 700 bin eser bulunduğu sırada, 12 bin esere sahip olduğu tahmin edilen bir kütüphane olan Celsus Kütüphanesi bütün ihtişamıyla karşınızda. Aslında anıt mezar olarak inşa edilen ancak Efes’ten bugüne kalan en sağlam yapı olduğu için üzerine ilgiyi çekmektedir. Celsus Kütüphanesi, Efes Antik Kentinin belki de görülmesi gereken en özel eserlerinden bir tanesi. Eserin yıkılan kısımları konseksiyon yapılarak ayağa kaldırılmış ve bugünkü ören yerinin en etkileyici binası olarak ayakta durmakta. M.S. 106 yılında Efes’in Valisi olan Celsus’un oğlu tarafından ayağa kaldırılıyor. Sadece bir kütüphane değil aynı zamanda bir antik kabir yapısı. Yani Celsus’un yüzyıllar sonra bile anılacak bu yapıda kütüphanenin arka kısmına babasının lahtini de yaptırdığını öğreniyorum.

Celsus Kütüphanesi, Roma mimari özelliklerini tümüyle yansıtmakta ve yapının ön cephesi devrin en güzel örnekleri arasında yer almaktadır. Ön cephe kolonları arasında 4 kadın heykeli var. Akıl, kader, ilim ve erdem öğelerini simgeleyen bu heykellerin orijinalleri bugün Avusturya-Viyana Müzesinde sergileniyor. Bize çaldıkları heykellerin, birer örneğini verme lütfunde bulunmuşlar. Düşünebiliyor musunuz, burada gördüğünüz asılları gibi duran heykeller aslında orijinallerinin kopyaları. Ana cephenin üst katındaki sütunların boyunu kısa, çapını ise dar tutan dönemin mimarı böylece perspektif üzerinde değişiklikler yaparak, binanın olduğundan daha gösterişli olmasını sağlamış.

12. Efes Antik Kent Tiyatrosu

Efes Antik Kent Tiyatrosu
Efes Antik Kent Tiyatrosu

Efes Antik Kent Tiyatrosu günümüze kadar sağlam kalmış en güzel eserlerinden biridir. Dünya’nın en büyük açık hava tiyatrosu. Efes antik tiyatrosundan tüm Efes gözükmekte ve bu manzara insanı o dönemin yaşayan Efes kentine götürmektedir.

Antik dünyanın, en büyük tiyatrosu olan Efes Antik Kent Tiyatrosu’nun 24 bin kişilik kapasitesi var. Çok süslü ve 3 katlı sahne binası tamamen yıkılmış durumda. Yapıldığında 18 metre yükseklikte imiş. Boyutları ise, 25×40 metre. Akustuğin çok iyi olduğu tiyatroda, sahnenin görünmesini sağlamak açısından, tribün yani oturma yerleri çok dik inşa edilmiş. Oturma basamakları, 3 bölümlü. Her bölüm ise, 22’şer basamak var. M.S. 54 yıllarında, St. Paul’un, bu tiyatroda, buradan Efes halkına seslendiği ve o sırada büyük tepkiyle karşılaştığı rivayet edilir.

Efes – Selçuk’ta Ne Yenir?

Antik kentleri gezmek yorucudur, sütunlar arasında gezerken acıktığınızı hissedersiniz, susuzluk oranız artar. Ören yerlerinde olduğu gibi Efes’te kısıtlı sayıda bulunan kafe ve benzeri yerlerde yeme içme fiyatları hâliyle yüksektir. Yanınıza Selçuk’tan takviye yiyecekler alabilirsiniz. Öte yandan Selçuk ilçesine vardığınızda irili ufaklı restoranlar sizi karşılayacaktır. Bölgeye has ne yenir derseniz, birçok yerin çöp şişi meşhurdur.

Kısa Kısa Selçuk ve Çevresi Gezilecek Yerler

Efes gibi kadim tarihin önemli bir bölgesini ziyaret ettikten sonra uğramanız gereken birçok turistik mekân bulunmaktadır.

Efes Müzesi: Selçuk ilçesi içinde bulunan müze kesinlikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Efes Müzesi sergilediği eserlerle, Avrupa’nın en önemli ve en zengin müzelerinden biri olarak yerini almıştır. Ülkemizde, Topkapı Sarayı müzesin’den sonra ikinci sırada gelmektedir. Artemis heykellerinin ve daha nice eserin muhteşem görüntüsünü görmek için bile Efes Müzesi ziyaret edilebilir. Müze Arkeoloji ve Etnografya olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır.

Meryem Ana Evi: Zamanında Hz. İsa’nın Annesi Hz. Meryem’in yaşadığına ve burada öldüğüne inanılıyor. Tarihî bir Bizans Kilisesi’nin olma özelliği taşıyan Meryem Ana Evi özellikle yabancı turistlerin sıklıkla ziyaret ettikleri ibadet mekanlarında biri olarak biliniyor.

efes Meryem Ana Evi
Meryem Ana Evi

Şirince: Eskiden bir Rum köyü olan Şirince’ye mübadele zamanında Rumlar yerleştirilmiş. Şarap üreticiliğinde ileri bir noktada yer alan Şirince adı gibi şirin bir köy kasabasıdır.

İsa Bey Camii: Artemis tapınağı’yla Saint Jean kilisesi arasında kalan İsa Bey Camii, 1375 yılında Aydınoğlu İsa Bey tarafından yaptırılmış           .

Selçuk Kalesi (Ayasuluk Kalesi): Bugün görülen sur duvarları Osmanlı dönemlerine aittir. Taş, tuğla ve harç’tan örülmüş olan duvarlarıyla 15 kule ile desteklenmiş olan kale, doğu ve batıdaki kapılardan sağlanmaktadır.

efes gezilecek yerler selçuk kalesi
Selçuk Kalesi

Artemis Tapınağı Kalıntıları: Tanrıça Artemis’e ithaf edilmiş tapınak Efes‘te M.Ö. 550 yıllarında tamamlanmıştır. Tapınak tamamen mermerden yapılmış olup, günümüzde ise kalıntılardan ibarettir. Aynı zamanda Diana tapınağı olarak da bilinir.

efes antik kenti Artemis Tapınağı Kalıntıları
Artemis Tapınağı Kalıntıları

St. Jean Bazilikası: Selçuk kalesi’nin bulunduğu tepenin güney’inde yer alan Bazilika, Efes’teki Bizans dönemi yapılarının en görkemlisidir.

Yedi Uyurlar: Dünyanın değişik kültürlerinde izlerine rastlanan halkını terk eden bir topluluğun hikâyesidir. Hıristiyanlar tarafından kabul edilen hikâyedeki mağara Selçuk ilçesindeki Efes antik şehrinin yakınlarındaki Panayır Dağı eteklerinde bulunmaktadır.

Türkiye’nin en önemli açık hava müzesi Efes, Anadolu tarihinin bir fotoğrafı sayılır. Bu topraklarda binlerce medeniyet ve millet misafir eden Anadolu, kuruluşu 8000 yıl öncesine dayanan Efes’in izleriyle coğrafi mirasının büyüklüğünü ispat etmektedir. Şehir planlama ve düzenleme açısından bakıldığında da mükemmel örnekler sergileyen Efes; hem şehre hemde şehrin insanına saygınlık kazandıran anlayış kendisinden 2000 yıl sonra kurulacak medeni uygarlıklara mimarlık dersi vermektedir. Roma medeniyetinin en modern mimari örneklerini bulabileceğiniz, zamanın soylularının ve kölelerinin adım adım hatıralarının bulunduğu bu kenti ziyaret etmek için Efes sizleri bekliyor.

PAYLAŞ
Tarihin izinde. Çeşitli dergi, gazete ve mecmualarda genel yayın yönetmenliği ve farklı departmanlarda çalıştı. Anadolu’nun bir çok yerinde mimari oluşumlar ve eserlerle ilgili araştırmalar da bulundu. Mesleki hayatının başlaması ile gittikçe yoğunlaşarak artan meşguliyetini fotoğraf çekerek sürdürüyor.Gezipgordum.Com

Yorum Yapın

Lütfen yorum yazın.
Lütfen adınızı yazın